Ana içeriğe atla

İhtilaller ve İhtimaller Üzerine: Fransız Devrimi’nin Etkisiyle Demokrasinin Süreçsel Gelişimi

 

  1. Fransız Devrimi’ne Giriş


Fransız Devrimi, yalnızca bir ulusun siyasi yapısını değiştiren bir hareket değil, aynı zamanda modern demokrasinin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Eric Hobsbawm’a göre modern dünyanın tarihsel süreci iki olay ile başlamıştır, İngiltere’de ortaya çıkan Endüstri Devrimi ve Fransa’da ortaya çıkan Fransız Devrimi. (Hobsbawm, 1962) Devrimin ortaya çıkışı, Fransa’nın içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlarla yakından ilişkilidir.


18. yüzyılın sonlarında Fransa, ekonomik, toplumsal ve siyasi bir kriz içerisindeydi. Mutlak monarşi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı ve Kral XVI. Louis’in yetersiz liderliği devleti zayıflatıyordu. Toplum, vergiden muaf tutulan din adamları ve soylular ile vergiler altında ezilen üçüncü sınıf (halk) arasında keskin bir ayrışmaya sahipti. Amerikan Devrimi’ne verilen mali destek ve 7 Yıl Savaşları, devleti mali bir krizin eşiğine getirmişti. Tarımsal üretimdeki düşüşle birleşen kıtlık, halkın öfkesini daha da artırdı.


Aydınlanma Çağı düşünürleri Voltaire, Rousseau ve Montesquieu’nun özgürlük, eşitlik ve halk egemenliği üzerine geliştirdikleri fikirler, üçüncü sınıfın özellikle burjuva kesiminin bilinçlenmesine öncülük etti. Özellikle Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi adlı eseri, halkın yönetimde söz sahibi olması gerektiği fikrini güçlendirdi.


1789 yılında Kral XVI. Louis, mali krizi çözmek amacıyla 1614'ten beri toplanmamış olan États Généraux’yu (Genel Meclis) topladı. Oylama sisteminin adaletsizliği, üçüncü sınıf temsilcilerinin Ulusal Meclis’i ilan edilmesine yol açtı. 20 Haziran 1789’da gerçekleşen Tenis Kortu Yemini, anayasal düzen talebini ve halkın siyasi kararlılığını yansıtan önemli bir dönüm noktası oldu. 14 Temmuz 1789’da Bastille Hapishanesi’nin basılması, devrimin başlangıcını simgeledi. Bu olay, monarşiye karşı halkın zaferini temsil ediyordu. Feodalizmin kaldırılması ve İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin kabul edilmesi, devrimin demokratik bir temele oturmasını sağladı.

26 Ağustos 1789'da kabul edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, özgürlük, eşitlik ve halk egemenliği gibi temel ilkeleri ortaya koymuştur. Bildirinin birinci maddesi, “İnsanlar özgür ve eşit haklara sahip olarak doğar ve öyle kalırlar. Toplumsal ayrımlar sadece ortak faydaya dayandırılabilir.” toplumsal eşitlik anlayışını yansıtmaktadır. Ancak, bildirinin dayandığı ilkelere rağmen kadınlar ve köleler verilen haklardan tam anlamıyla yararlanamamıştır. Bu nedenle, Olympe de Gouges 1791 yılında yayımladığı "Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi" ile kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmuştur. (Scott, 1999)


Jakobenler, 1789’da Versay’da Club Breton (Breton Kulübü) adı altında oluşmaya başlamış, daha sonra Société des amis de la Constitution (Anayasa Dostları Derneği) adıyla faaliyetlerini sürdürmüştür. Zamanla, devrimin en güçlü radikal kanadı haline gelmiş ve kamuoyunda Club des Jacobins (Jakoben Kulübü) olarak tanınmıştır. (Ağaoğulları, 2011; Doyle, 2001) 10 Ağustos 1792 ayaklanması sonrası monarşinin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanıyla, Jakobenler daha radikal bir tutum benimseyerek devrimin ideolojik ve siyasi liderliğini üstlenmiştir. Jakobenler arasında Maximilien Robespierre, Georges Danton ve Jean-Paul Marat gibi önemli figürler öne çıkmıştır. Robespierre, halk egemenliği ve eşitlik ilkelerini savunan ideolojik lider olarak bilinirken, Danton devrimin erken dönemlerinde halkı harekete geçiren konuşmalarıyla etkili olmuştur. Danton, 1792’de yaptığı ünlü konuşmasında “Cesaret, daha fazla cesaret, her zaman cesaret!” diyerek hareketi sağlayan bir duruş sergilemiştir. Marat ise, L'Ami du peuple (Halkın Dostu) gazetesi aracılığıyla, radikal fikirlerin yayılmasına katkı sağlamıştır. (Doyle, 2001; Bryan & Halsey, 1906)


Fransız Devrimi’nin temel sloganı "Liberté, Égalité, Fraternité" (Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik) ise Jakobenlerin halk egemenliği ve sosyal eşitlik anlayışını yansıtmaktadır. (Hunt, 1984) Jakobenler, köylülerin ve işçilerin haklarını savunarak, ayrıcalıkların kaldırılması ve sosyal adaletin sağlanması için yola çıkmışlardır. Bu anlayışla, halkın haklarını temsil eden ve toplumsal dönüşümü gerçekleştirme hedefine sahip olan bir güç haline gelmişlerdir. Jakobenler, devrimci reformlarıyla yalnızca Fransa’da değil, Avrupa’daki devrimci hareketlerde de etkili olmuştur. Halk egemenliği ve sosyal adalet ilkeleri, modern demokrasiye geçişte önemli bir zemin oluşturmuştur. Ancak, Jakobenlerin radikal reformları muhafazakâr tepkilerin artmasına da neden olmuştur.


Fransız Devrimi’nin modern demokrasi üzerindeki etkileri günümüzde de hissedilmektedir. Ulusal egemenlik ve vatandaşlık kavramlarının yeniden tanımlanması, anayasal düzenlerin temel taşları haline gelmiştir.





  1. Fransız Devrimi Sürecinde Demokrasiye Giden Yolda Karşılaşılan Engeller


Fransız Devrimi’nin hedeflerine ulaşması, yalnızca devrimin liderlerinin iktidarı ele geçirmesiyle değil, aynı zamanda bu gücü korumalarıyla mümkün olabilirdi. Ancak, Fransa'nın demokrasiye doğru ilerleyişinde birçok engel ortaya çıkmıştır. Devrim öncesinde gerçekleşen Cromwell Devrimi ve 1525’teki Köylüler Savaşı gibi sınıf mücadeleleri, eşitlik ve özgürlük ideallerine ulaşmanın sancılı bir süreç olduğunu göstermektedir. Avrupa’da monarşilerin hâkim olduğu bir dönemde Venedik, Cenevre gibi kent devletleri ve Hollanda Birleşik Eyaletler Devleti gibi cumhuriyetle yönetilen ülkeler bulunsa da bu yönetimler genellikle aristokratik ve oligarşik bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle, Fransız Devrimi’nden önce halk egemenliğini temel alan bir demokratik cumhuriyet örneği mevcut değildir.


Aydınlanma düşünürleri arasında cumhuriyet fikri genel olarak kabul görmemiştir. Montesquieu, Yasaların Ruhu adlı eserinde demokratik cumhuriyet fikrini erdemle aynı konjonktürde ele almışsa da bu rejimi antik çağlara ait ve orada kalması gereken ‘antika’ bir fikir olarak değerlendirmiştir. Cumhuriyet fikrinin gerçek savunucusu ise çağın aykırı düşünürü J. J. Rousseau olmuştur. Rousseau’nun cumhuriyet anlayışına baktığımızda ise demokrasi fikriyle cumhuriyet ideasının birbirinden ayrışan konular olarak nitelendirdiğini görüyoruz. Demokrasi halkın doğrudan yönetimini ifade ederken, cumhuriyet halk egemenliğinin monarşik bir düzlemde dahi uygulanabileceği bir rejimdir. Demokratik cumhuriyet, Fransız Devrimi’nin ortaya koyduğu yeniliklerin en büyüklerinden biridir.


Condorcet gibi düşünürlerin “res publica” diyerek cumhuriyetin ortak iyiliğin gözetildiği bir anlayış ortaya koyduğu noktada eşitlik ve ortak akıl ilkesinin öne çıktığı görülmektedir. Düşünürler tarafından halk egemenliği olgusu ses getirmiştir. François Robert ve destekçileri ise cumhuriyet dışındaki her türlü yapılanmanın ulusa ihanet olduğunu dile getirmiştir. Robert, daha sonrasında Kral XVI. Louis’ye karşı suikast girişiminde bulunarak bu düşüncesinde ne denli ısrarcı olduğunu gözler önüne sermiştir. Ancak bu fikirler, halk arasında yeterince yankı bulmamıştır. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin 1789’da kabulü dahi krallık ya da cumhuriyet tartışmalarına halkın ilgisini uyandırmamıştır.



Jakobenlerin lideri Robespierre, cumhuriyet ve eşitliğin arasındaki dengeyi savunmuştur. 20 Haziran 1791’de Kral XVI. Louis’in kaçma girişimi, halkın cumhuriyet ilkelerinin yol gösterdiği bir dalga ile harekete geçmesine yol açmıştır. Sans-culottes, Jakobenlere önemli destekler vermiş, devrimin alt sınıf desteğini temsil etmişlerdir. Ancak, Jakoben iktidarı altında başlayan Terör Dönemi cumhuriyetin demokratik ideallerini tartışmaya açmıştır.


Dönemin getirdiği en önemli gelişme Jakoben yargılamaları ve infazlardır. 1793 yılında Kral XVI. Louis’nin infazı ve Jirondenler’in Ulusal Konvansiyon’dan tasfiyesi ile Jakoben terör dönemi (1793-1794) başlamıştır. Gramsci, Jakoben terör dönemini incelerken bu dönemin zorunluluklarla geldiğini belirtmiştir. Şüpheliler Kanunu’nun kabulüyle terör döneminin sembollerinden biri olan giyotin kullanımının talepleri karşılanırken, Jakobenler ve alt sınıflar arasındaki ittifak da burjuvazinin hakimiyeti altında kalmıştır. (Topçu ve Ateş, 2022) 1794 yılına gelindiğinde ülkenin hem sağ hem de sol kesimi giyotine yollanmış halde bir Fransa tarih sahnesinde yer almıştır. Jakoben yönetimi de kendi kurdukları düzenin aynı şekilde sonuçlarını da tatmış ve giyotine gönderilmişlerdir. Devrim süreci, Napolyon’un yükselişiyle sona ermiştir.


Fransız Devrimi, tüm zorluklara rağmen modern demokrasiye ilham veren eşitlik ve özgürlük ideallerini ortaya koymuştur. Jakobenler, halk egemenliğinin somut bir örneğini sunmuş ancak bu süreç halk için yapılan bir devrimin zamanla halka rağmen gerçekleştiği bir dönüşümü de gözler önüne sermiştir. (Ağaoğulları, 2023) Robespierre’in sözleriyle özetlenecek olursa, “Ey halk, sen ki korkulansın, pohpohlanansın; sen ki egemen olarak kabul edilip köle gibi davranılansın; ama şunu unutma ki adaletin olmadığı yerde yöneticilerin tutkuları hüküm sürer ve değişen yazgın değil sadece zincirlerindir.”


  1. Modern Demokrasinin Doğuşunda Fransız Devrimi


Toplumların sistemlere karşı hisleri tarih boyunca değişiklik göstermiştir. İlk tarım topluluklarının hiyerarşiyle tanışmasından günümüzde ulus-devletlerin yükselişine kadar çeşitli kırılma noktaları yaşanmıştır. Eskiden sadece kralların tebaası olarak görülen halklar, bugün egemenliği elinde bulunduran milletlere dönüşmüştür. Bu dönüşümün en önemli dönüm noktalarından biri 1648 Vestfalya Antlaşması’dır. Bu antlaşma, uluslararası alanda modern anlamda devlet sınırlarının oluşmasını sağlamış ve egemenlik kavramını güçlendirmiştir. Ancak, bu sınırların varlığı ulus olmanın yeterli bir unsuru değildir: dil, tarih ve hafıza gibi faktörlerin birleşmesi gereklidir. Örneğin, 1870’lerde, Fransa’daki köylülerin büyük bir kısmı Fransızca bilmiyordu ve ulus bilincinin oluşturulması elitler için zorlu bir süreçti. (Spencer ve Wollman, 2007).


Fransız Devrimi, modern demokrasinin temel unsurlarını oluşturmuştur. “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik” prensipleriyle eski rejimi devirmiş ve cumhuriyetçilik, meşrutiyetçilik, demokrasi, eşitlik gibi kavramların yükselmesini sağlamıştır. (Hearn, 2020) Devrimin temelinde sınıf çatışması yatmaktadır. Asiller ve Ruhban sınıfı, geniş topraklara sahip olmalarına rağmen vergi yükümlülüklerinden muaftı. Halk sınıfı ise tüm vergileri ödemekle yükümlüydü ve büyük bir ekonomik yük altındaydı. Bu eşitsizlik, devrimin ana nedenlerinden biri olmuştur.


Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın etkisi de Fransız Devrimi’nde büyüktür. Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nin “Tüm insanlar yaratıcıları tarafından onlara bahşedilen bazı vazgeçilemez haklarla eşit yaratılmıştır.” ifadesi, Fransızlara ilham vermiş ve Marquis de Lafayette’in İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni oluşturmasında etkili olmuştur. Ancak, devrimin ekonomik sebepleri de göz ardı edilemez; Amerikan Savaşı’na katılım Fransız hazinesini boşaltmış, ekonomik kriz derinleşmiştir. 1789 yılında, Etats-Généraux’nun toplanmasıyla başlayan süreçte, üçüncü sınıf, oy hakkındaki adaletsizliği fark ederek kendini Milli Meclis ilan etmiştir. Ardından gelen Tenis Kortu Yemini ve Bastille’in basılması, halk egemenliğinin bir sembolü olmuştur.


Fransız Devrimi, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ile eşitlik ve temel hakları anayasal düzleme taşımıştır. Napolyon Savaşları ise devrimin etkisini Avrupa geneline yaymıştır. Napolyon, demokratik fikirleri yayarken milliyetçi duyguları da güçlendirmiştir. Bu savaşlar, Avrupa’nın birçok bölgesinde monarşilere karşı halk hareketlerini tetiklemiştir.


Fransız Devrimi, modern demokrasi için hem bir model hem bir dönüm noktası olmuştur. Ulus devletlerin ve halk egemenliği kavramlarının oluşumunda büyük rol oynamış, demokrasi fikrini uluslararası arenaya taşımıştır. Günümüzde milletler, kazandıkları egemenlik ve yurttaşlık bilinciyle demokratik sistemlerin temel taşları haline gelmiştir.



  1. Fransız Devrimi’nin Dünya Sahnesine Yansımaları


Fransız Devrimi, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı derinden etkileyen bir dönüm noktasıdır. Modern ulus-devletlerin ve demokratik sistemlerin temelini atan bu devrim, özgürlük, eşitlik ve milliyetçilik gibi kavramların küresel yayılımını sağlamıştır. Frederick Artz, Fransız Devrimi’nin İtalya üzerindeki etkisini şu sözlerle özetler: “Yaklaşık yirmi yıl boyunca İtalyanlar mükemmel hukuk kurallarına, adil bir vergilendirme sistemine, daha iyi bir ekonomik duruma ve yüzyıllardır bildiklerinden daha fazla dini ve entelektüel hoşgörüye sahiptiler. Her yerde eski fiziksel, ekonomik ve entelektüel engeller yıkılmış ve İtalyanlar ortak bir milliyetin farkına varmaya başlamıştı.” (Martin, 1934)


Devrim, Osmanlı İmparatorluğu'nda ise farklı bir şekilde algılanmıştır. 1798 tarihli resmi bir raporda, devrim "iğrenç bir frengi vakası" olarak nitelendirilmiş ve halkı dinin ve düzenin temellerini sarsmaya teşvik eden bir tehdit olarak değerlendirilmiştir. Fransız Devrimi’nin en önemli sonuçlarından biri olan milliyetçilik akımları Osmanlı İmparatorluğu mensubu etnik grupları etkilemiştir. Bu durum, Osmanlı'nın son dönemlerinde çeşitli isyanlara ve bağımsızlık hareketlerine zemin hazırlamıştır. Fransız Devrimi’nin etkileri Osmanlı İmparatorluğu ölçeğinde ele alındığında olumsuz bir tablo ortaya koysa da, devrimin laiklik, insan hakları ve halk egemenliği gibi değerleri Avrupa'da ve ötesinde yayılmıştır. (De Bellaigue, 2017; Lewis, 1967)


Devrimin fikir babalarından J.J. Rousseau, Voltaire, Montesquieu ve Descartes’ın düşünceleri, devrimin ideolojik zeminini oluşturmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de bu isimlerden etkilenmiş ve bu etki Erken Türkiye Cumhuriyeti’nde açıkça görülmüştür. Atatürk’ün izlediği yol haritası incelendiğinde, Fransız Devrimi’ni ve özellikle İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni, ulus egemenliği ve laiklik ilkelerinin temel dayanaklarından biri olarak gördüğü söylenebilir.


Devrimin evrensel etkisi, Napolyon Savaşları sırasında daha da genişlemiştir. Napolyon, işgal ettiği bölgelerde milliyetçilik ve halk egemenliğini teşvik ederek, monarşilere karşı halk hareketlerini tetiklemiştir ve iktidarını pekiştirmiştir. Bu süreçte, hukuk ve adalet adına haksızlıklar da yaşanmıştır. Camille Desmoulins gibi devrimciler, halkı harekete geçiren söylemleriyle devrimin sembol isimlerinden biri olmuştur.


Devrim, ulusların kendi benliklerini fark etmeleri ve devletin insanlar için bir araç olduğu fikrini yayarak halkları uyandırmıştır. Sayısız insanın canı pahasına yaşanan hukuk ve adalet ihlalleri, Fransa dışındaki demokrasi ve cumhuriyet taleplerinin sert tepkilerle karşılanmasına neden olmuştur. Tüm bunlara rağmen, yaşadığımız dünyada kanıksanmış birçok evrensel değeri ve insan haklarını ilk kez edilgen durumdan etken duruma geçerek kazanan da 235 yıl önceki devrimcilerdir.


  1. Günümüz Demokrasi Anlayışında Fransız Devrimi’nin İzleri


İnsanlık tarihindeki köklü değişimlerin başlangıçlarından biri Fransız Devrimi’dir. Bu devrim, demokrasi yolunda atılan en önemli adımlardan biri olmuştur. Günümüzde, devrimin etkilerini anlamak için farklı ülkelere dair haberleri okumak veya dünya üzerindeki farklı yönetim biçimlerini gözlemlemek yeterlidir. İnsanlar, devrimlerinde “hak, eşitlik, adalet, egemenlik, ulus” gibi temel kavramları haykırmış ve bu değerlerin inşasında öncülük etmiştir.


Fransız Devrimi, halk egemenliği, eşitlik ve insan hakları gibi kavramları toplumlara kazandırmış ve demokrasi anlayışının temellerini atmıştır. Bu kavramların cumhuriyet ideasının temellerinde etkili olduğunu görmek mümkündür. Ancak, demokrasinin doğru anlaşılamadığı durumlarda halkın kazanımlarının gerileme riskiyle karşı karşıya kalabileceği unutulmamalıdır.


Türkiye ölçeğinde ele alacak olursak, 1923’te saltanatın kaldırılıp cumhuriyetin ilan edilmesi Fransız Devrimi’nin yansımalarını içermektedir. Bu dönüşüm, ulusal egemenlik anlayışının somut bir örneğidir. 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti sağlam temeller üzerine inşa edilmiştir ve günümüzde bu temellerin korunması gerektiği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin de temelinde olan laiklik, anayasal düzen ve halk egemenliği ilkeleri, Aydınlanma dönemi düşünürlerinin etkisini taşır.


Fransız Devrimi’nin etkileri sadece Türkiye ile sınırlı kalmamıştır. Evrensel çapta, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi resmî belgeler devrimin kazandırdığı değerler üzerine inşa edilmiştir. Örneğin Fransız Devrimi, Latin Amerika'daki ulus-devletlerin düşünsel ve eylemsel sürecinde olarak önemli bir rol oynamıştır. Simon Bolivar, halk egemenliği ve özgürlük kavramlarını hem söylemlerine hem de eylemlerine taşıyarak, Latin Amerika’nın sömürgecilikten kurtulma sürecine yön vermiştir. (Lynch, 1983) Bununla birlikte, devrimin modern dünyadaki yansımalarını anlamak için her ülkenin kendi tarihine ve toplumsal yapısına bir ayna tutmamız gerekmektedir. Devrimler, idealleri ışığında gerçekleştirildiğinde bireylerin haklarını savunma ve halk egemenliğini tesis etme çabalarını teşvik etmede önemli bir rol oynar.


Sonuç olarak, Fransız Devrimi, evrensel değerlerin temellerini atan bir dönüm noktasıdır. Fransız Devrimi’nin de temellerini oluşturan bu değerlerin korunması, ancak bireylerin demokratik bilinçlerini güçlendirmesi ve bu hakların devamlılığına sahip çıkmasıyla mümkündür.











Kaynakça


Ağaoğulları, M. A. (2011). Batı’da Siyasal Düşünceler: Sokrates’ten Jakobenlere: Sokrates’ten Jakobenlere. İletişim Yayınları.

Bryan, W. J., & Halsey, F. W. (1906). The World’s Famous Orations. Funk and Wagnalls Company.

Darnton, R. (1982). The Literary Underground of the Old Regime. Harvard University Press.

Déclaration des Droits de l’Homme et du Citoyen de 1789 | Conseil constitutionnel. (t.y.). Geliş tarihi 05 Aralık 2024, gönderen https://www.conseil-constitutionnel.fr/le-bloc-de-constitutionnalite/declaration-des-droits-de-l-homme-et-du-citoyen-de-1789

Doyle, W. (1999). Origins of the French Revolution. Oxford University Press.

Doyle, W. (2001). The French Revolution: A Very Short Introduction. OUP Oxford.

Doyle, W. (2002). The Oxford History of the French Revolution. OUP Oxford.

Furet, F. (1981). Interpreting the French Revolution. Cambridge University Press.

Hobsbawm, E. J. (1962). Devrim Çağı 1789-1848 (B. S. Şener, Çev.; 8. Baskı). Dost Kitabevi Yayınları.

Huberman, L. (2009). Man’s Worldly Goods. NYU Press.

Hunt, L. (1984). Politics, Culture, and Class in the French Revolution. University of California Press.

Lefebvre, G. (1962). The French Revolution. Columbia University Press.

Rousseau, J. J. (1762). Toplum Sözleşmesi (V. Günyol, Çev.). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Schama, S. (1989). Citizens: A Chronicle of the French Revolution. Knopf.

Scott, J. W. (1999). Gender and the Politics of History. Columbia University Press.


Soboul, A. (1953). Classes and Class Struggles during the French Revolution. Science & Society, 17(3), 238-257.

Tackett, T. (2006). Becoming a Revolutionary: The Deputies of the French National Assembly and the Emergence of a Revolutionary Culture (1789-1790). Pennsylvania State University Press.

Ağaoğulları, M. A. (2023). Antik Roma’dan Fransız Devrimi’ne Cumhuriyetçi Düşünce. Mülkiye Dergisi, 47 (5), XI-LV.

Topcu, N. ve Ateş, D. (2022), “Siyasal Şiddetin Evrimine Örnekler Üzerinden Bir Bakış”, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4(1), 196-220.Demirli, A. (2018).

Devrimin çocuklarını yargılamak: Jakobenler. Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 8(1), 57-68.

Hearn, Jonathan. 2020. Rethinking Nationalism: A Critical Introduction. 1. bs. Bloomsbury

Publishing Plc. https://doi.org/10.5040/9781350488526.

“Prof. Dr. Fahir Armaoğlu - 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi 1789-1914 (1997).pdf”. t.y.

Spencer, Philip, ve Howard Wollman. 2007. “Nationalism and the Problem of Humanitarian Intervention”. Australian Journal of Human Rights 13 (1): 79-111.

https://doi.org/10.1080/1323238X.2007.11910826.

Thompson, Martyn P. 1994. “Ideas of Europe during the French Revolution and Napoleonic Wars”.

Journal of the History of Ideas 55 (1): 37. https://doi.org/10.2307/2709952.

(1) William Martin, Histoire de la Suisse (Paris, 1926), pp 187–88, quoted in Crane Brinson, A Decade of Revolution: 1789–1799 (1934), p. 235.

(2) De Bellaigue, Christopher (2017). "2: Istanbul". The Islamic Enlightenment: The Struggle Between Faith and Reason- 1798 to Modern Times. New York: Liveright Publishing Corporation. ss. 65-66

(3) Lewis, Bernard (1967). "III: The Impact of the West". The Emergence of Modern Turkey: Second Edition. Oxford University Press, London, UK: Oxford University Press. ss. 66-67.


Lynch, J. (1983). Simón Bolívar and the age of revolution. ISA Working Papers, 10.

Alpkaya, F. (1998). Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşu. İstanbul, İletişim Yayınları.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş ile Alternatif İktisat Akımları: Heterodoks Yaklaşımlar / Mülkiye Postası 05.12.2024

Muhabir: Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşum olarak ilk röportajımızı sizinle gerçekleştiriyoruz. Giyotin dergi çatısı altında temelde röportajlar, söyleşiler, sonrasında anket çalışmaları ve Mülkiye Haberleri yapmak amacıyla yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrar teşekkür ederiz. Prof. Dr. Altuğ Yalçıntaş: Her zaman. Muhabir: Hocam isterseniz yine kitabın en başından alalım. Sizin için iktisat nedir? A.Y: En zor yerden girdin. İktisat geleneksel olarak ekonominin bilimidir. Yani ekonomiyi açıklamak için uğraşan insanların bir araya gelerek yaptığı şeyin ismine iktisat diyoruz biz. Ama bu cevap yeterli olmayabilir çünkü bu sefer “ekonomi nedir?” sorusunu cevaplamamız gerek. Ekonomi yine geleneksel olarak üretim, tüketim ve bölüşüm alanlarının bir bütünü olarak tanımlanır. Bu alanlardaki faaliyetlerin yapısı teknoloji ...

Avrupa’da Sosyal Demokrasinin Mevcut Durumu, Yeniden Yükselişi ve Geleceği Mülkiye Postası – 06.12.2024

Selin Çelik: Hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Mülkiye Postası adına size teşekkür ederim. Henüz çiçeği burnunda bir oluşumuz ve ilk röportajlarımızdan birini sizinle gerçekleştirmekteyiz. Mülkiye Postası’ndan biraz bahsetmek isterim. Giyotin Dergi çatısı altında röportajlar, söyleşiler, anket çalışmaları ve Mülkiye ile ilgili haberler yapmak üzere yola çıktık. Uzun ömürlü ve nitelikli bir oluşum olması için elimizden geleni yapıyoruz. Destekleriniz için tekrardan teşekkür ederiz. Dr. Öğretim Üyesi Uğur Tekiner: Rica ederim. SÇ: İsterseniz, ilk sorumuzla başlayalım. Öncelikle, Fransa ve Birleşik Krallık'taki sol partilerin zaferleri seçmen davranışlarındaki değişimi mi yoksa geçici bir tepki yansıtmakta ve uzun vadede bu desteği artırmak için nasıl bir vizyon gerekli? UT: Aslında çok yerinde ve güncel bir soru. Bu iki eğilimi de düşündüğümüzde, her ikisi de diyebilirim. Öncelikle, geniş bir perspektiften baktığımızda bu iki seçim zaferine sadec...